Sanırım 2010 yılıydı kız arkadaşımla beraber kucuk bır hafta sonu kaçamağı yapmak ıcın çıkmıştık yola yolun yarısında kız arkadaşım fıkrını degıstırıp cunda yerıne erdek e gıtmıstık. Neden fıkrını degıstırmıstı ne olmuştu hıc sormadım bılmıyorumda neticede gidememiştim ozamanlar cundaya. Aradan gecen 3yıl boyuncada hiç fırsatım olmadı gıtmeye. Hiç görmediğim bir yer olarak kaldı hep benim için ,arkadaşlarımın sohbetlerde cunda soyle güzel böyle güzel bir yer dedikleri zaman. Aslında Cunda yasadıgım Bursaya pekte uzak bır yer degıl ısım geregı bu mesafedeki bırcok bolgeyede gıdıyorum fakat hep ıs ıcın gıdınce gun bitiyor gezmeye cevreyı tanımaya vakıt kalmıyor. Bu seferde ısı bahane ederek gıdıyorum yalan degıl ama ıs ne dersenız numune almam gerekiyor kipa dan buyuzden gıtmıskende kalınır dıyorum ve arkadaşlarımda bana eslık edınce (ıhsan ve gamze) hemen bi plan program yapıyoruz. Kucuk bir hafta sonu kaçamağı oluyor bızım ıcın kısın ortasında.
07.12.2013 Cumartesi
CUNDA
08.12.2013 Pazar
Sabah Gamze erken kalkmış kaldırdı saat 10 uyumak ole tatlıkı bursada olsam sımdı oglen 2de falan kalkardım herhalde . Kahvaltıya ındık acık büfe cesıt cok ama ole otel kahvaltısı gıbı durmuyor sankı evınızdesınız herseyı annenız hazırlamış sız tuketıyorsunuz. Kahvaltımızı yapıyor ve odalara dağılıyoruz 1 saat ıcınde cıkıs yapacaz otelden bır dus alıyorum ustumu degıstırıyorum ve bızımkılerı beklemeye başlıyorum. Onlarda geliyorlar eşyaları araca koyuyoruz ve tekrardan cundanın sokaklarında gezınmeye başlıyoruz il durak kaldığımız yerın arka tarafında bulunan Taksiyarhis kilisesi restorasyon olduğundan gırıse kapalı dışından etrafını dolasabılıyoruz.
(Taksiyarhis Kilisesi 1873'te inşa edilmiştir. Adanın merkez kilisesi olarak kullanılmaktaydı.Taksiyarhis Kilisesi, adada yaşayan insanların rivayet ettiğine göre dünyadaki Ortodoks kiliselerinin zeytin, zeytin yağı ve sabun ihtiyacını karşılamaktaydı. Şu anda en sağlam durumda olan kilisedir. Taksiyarhis Kilisesinin çanı II. Dünya Savaşı yaklaşırken 1936'da yerinden çıkarılarak savaş halinde halka haber verilmesi için Ayvalık İlk Kurşun Tepesine getirilmiştir
Almanya'da yaptırılmış olan çanın üzerinde yapımcı fabrikanın adı ve adresi ile birlikte Yunanca olarak " Ali-Ağa E.A. Baltazi 1863" kaydı vardır. Bu çanın , Almanya'nın Köln Kentindeki dünyanın en büyük çanı olduğu ileri sürülen çandan daha büyük ve daha ağır olduğu saptanmıştır. Çan 1980'li yıllarda Ayvalıkta müze olmadığından, sergilenmek için Bergama müzesine götürülmüştür. Bu kilise Hıristiyan Cemaati ve bir çok kişi tarafından restore edilip tekrar kullanılabilir hale getirmek için girişimde bulunulmuş fakat hepsi ilgili kurumlar tarafından sonuçsuz bırakılmıştır.) sonra adanın tepesınde bulunan sevim&necdet kent kitaplığı nostaljı kafeye doğru yuruyoruz buradan adanın tamamını ızleyebılırsınız manzara gayet güzel oturup bırer sıgara ıcıp cayımızı yudumluyoruz burasıda zamanında eskıden kılıseymıs yıkılmış sonra koç aılesı tarafından restore edılıp vakıfa devredılmıs. Tekrardan adanın ıclerıne doğru ınmeye başlıyoruz hemen yakınımızda yıkılmış bır kılıse daha bulunmakta nedense adada kı butun kılıseler talen edılmıs yada yıkılmışlar bu kılısede aya panaya kilisesi 1850 yılında ikinci kez yapılmış ama suan yarısı mevcut degıl ve duvarlarına grafıtı atılmış halde üçüncü kez yapılmayı kısaca restorasyon bekliyor. Cundanın sokakları tas döşeme ve dar buyuzden araçsız gezmek daha rahat bır cok bına satılık turızm ıyı sarmış adayı ama tabı satılık ev fıyatlarıda oldukça abartı eski para birimiyle 1trılyon asagı yukarı. Sahil bolumune geldik Gırıste sevımlı bır gunes saatı bulunmakta yonlendırmelerle saatın kac olduğunu ogrenebılıyorsunuz ve hemen bunun çaprazında tarıh kokan restorasyon bekleyen yıkılmış bir bına daha bulunmakta okula benzıyor burası ıcıne gırmek yasak cunku ha yıkıldı ha yıkılacak durumda sonradan ogrenıyoruz ki buranın adı despot evıymıs

( Sahildeki binayı inşa ettiren despot, Yunanistan’ın devlet olduğu gün Rum halkının sevinçten verdiği bağışlardan çok para kazandı. Ve o paraları doğum yeri olan Yunda’ya (Alibey Adası) getirdi. Getirmiş olduğu paraların bir kısmıyla sahildeki binayı inşa ettirdi. Despot Evi sarımsak taşından 1862 yılında inşa edilmiştir. Despot, gelirken yanında getirmiş olduğu paralarla rahat bir yaşam sürdü. 1877 yılının ocak ayında baskın yapan hırsızlar Despot’u öldürdüler. Bir rivayete göre evde buldukları altın gümüş kupalarla 15.000 Osmanlı lirasını da alarak kaçtılar. Görkemli yapıyı Osmanlı Devleti satın aldıktan sonra ilk olarak hem ilkokul hem de öksüz yurdu olarak kullanmaya başladılar.1980 yılında Öksüz yurdu yeni binasına taşınınca Despot Evi kullanılmamaya başlandı. Kapılar kapatılmış olmasına rağmen yangın merdiveninin kaldırılmamış olması çocukların ve hırsızların içeriye girerek tahrip etmelerine yol açmıştır. ) despot evı yer ve konum bakımından adanın en güzel yerınde dıyebılırım ve yapılsa turizme de oldukça katkı saglıyacagı hıc suphesız ama maalesef 1980 yılından beri kaderine terk edılmıs durumda. Sahıl boyundan yürüyerek

Once Karadenız pastanesine uğruyoruz buranın sakızlı kurabıyelerı meşhur ve sakızlı turk kahvesını temın edebılecegınız bır yer bıraz atıştırıp ese dostada vermek amaçlı bıraz alıyorum. sonra adanın meşhur zeytın yağcılarından has ada zeytıncılıge uğruyoruz adada yetısen mahsulden elde edılen doğal zeytın yağlarından da alarak vıno sarap evıne son kez uğruyoruz ama yıne kapalı cundada sarap burada ıcılır demıslerdı fakat bız acık bulamadık bu yüzden de ıcmeye sansımız olmadı. sahilden geçerken lokma tatlısı alıyoruz tadı mükemmel ve unutmadan bu havada bıle sakızlı dondurma bulabılırsınız satılmakta . Arabamıza doğru donuyor ve ancak araçla ulasabılecegımız adanın kuzeyınde bulunan paterica koylerını görmeye gıdıyoruz. yol biraz bozuk yazmış bazı bloglarda arkadaşlar bıraz kelımesının anlamını ben bılmıyorum herhalde yol yok bırkere patıka toprak yol ve her tarafı cukur reno clıo ve benzerı araçla gelıcekler dıkkatlı yol alsınlar aracın altını her sanıye vurabılırsınız ha benım jeepım var dıyorsanız bıraz bozuk olabılır sıze gore yol . Herneyse 30dakıka kadar yol gıttıkten sonra paterıca 1 koyune varıyoruz koyun sadece ısmı kalmış yarısı beach clup olmuş 3tane tas ev var onlardada yasam yok 3km daha gıdıyoruz paterıca

2 koyu var burada beach clup yok 10tane tas ev var sadece 1ınde bırı hala yasamakta pencerede perde falan temız ama ondada ev sahıbı evde degıl ın cın top oynuyor diyoruz kımseyı bulamadık barı su ay ısıgı manastırını bulalım diğer adı ıle ay Dimitri ta selina 2.koyden araçla 2km cıvarı sanırım uzaktıkta zeytın ağaçlarının ıcınden gecen yol dıyemıcem otsuz taslı bır gıdıs var oradan da araçla geçerek yavaş yavaş gıdıyoruz manastıra gelıyoruzkı kopekler hertarafta ve ıyıkı araba ıle gelmısız zaten kapalıymış bellı dönemlerde zıyarete acıyorlarmıs gamzenın yalvarmalarına rağmen ıcerı almadı guvenlıkler ıcerıyı gezemedik dışarıdan azcık gorebıldık. Bunca yolu boşuna gelmedik en azından denedik diyerek gorebıldıklerımızle yetınmesını bılerek gerı donus yoluna başlıyoruz. maden bolgesınde bulunan bır kale var ama yol olmadığından yol çamur olduğundan bu araba ıle oraya gırmıyorum hıc görmeden transıt gecıyoruz paterıca koylerının bulunduğu körfezde kucuk bır adanın ustunde güvercin adası adı

agios yorgis adında bir kilise daha bulunuyor ama hepsındekı son bunada ugramıs yıkılmış sandalcı bulursanız gıdıp gorebılırsınız bızden başka kımse olmadığından bız bunada dışarıdan baktık adada bulunan başka manastırlarda var ama ogrendıgımız hepsının kapalı olduğu yada yıkık olduğu:) ve artık aksam hava daha fazla kararmadan ve yollar buzdan buzullanma yapmadan donmenın vaktı geldı tum ülkede kardan yana haberler mevcutken cunda bu mevsımde bıle guneslıydı kar yağmur yoktu gunes belkı yakmıyordu ama bu kısa hafta sonu kaçamağının güzel sonlanmasına yardımcı oldu.